10.07.06

DÜZCE

Yazı kategorisi: DÜZCE 16:40 pm yazan: imemleket

Batı
Karadeniz’ in ayakta kalan tek antik kenti olan Düzce’ nin tarihi M.Ö.
1390 – 800 yılları arasında hüküm süren Hitit (Eti) medeniyetine kadar
uzanır. Düzce ve çevresi 15. yüzyıldan beri bilinmektedir. Bilhassa
Evliya Çelebi’ nin Seyahatname’ sinin ikinci cildinde Düzce’ deki bit
Tuz Pazarı’ ndan bahsetmektedir. Düzce’ nin tarihini dört zaman
döneminde ele alabiliriz;

Eski Zaman Bitinyalılar Devri :
Bu dönemde Düzce hemen hemen ortada yoktu. Ancak Prusyas (Üskübü)
mevcuttu. Düzce ise düz ve geniş bir ova hatta bataklıklar halinde,
Bitintyalıla’ ın oturdukları yerlerin doğusunda kalıyordu.

Roma ve Bizans Devri :
Prusyas (Üskübü) ile birlikte Düzce ovasında çok geri durumda iken
Bitiuyoji Nikomed, Romalılara vasiyet ederek hayata gözlerini yumdu.
III. Nikomed’ in oğlu Filmostan’ dan sonra ise Bitinya bir süre tamamen
Romalıların idaresi altına kaldı. Düzce’ nin bu zamanki hali I. devreye
göre biraz daha gelişmeye yüz tutmuş görünüyordu. Bitinyalılar devrinde
bataklık halinde bulunan Düzce Ovası Romalılar zamanında ıslah edilerek
ziraat için daha elverişli bir hale getirildi ve yavaş yavaş iskan
edilmeye başlandı. Romalılardan sonra bu bölge Bizanslıların
hakimiyetine geçti. İşte Düzce’ nin gelişmesi, parlaması bu devrenin
son zamanlarına rastlar.

Osmanlılar Devri :
Osmanlı İmparatorluğu zamanında Orhan Gazi’ nin komutanlarından
Konuralp Bey 1323 tarihinde burayı Bizanslıların hakimiyetinden
kurtararak imparatorluk topraklarına kattı. Düzce’ nin Konsopa adını
alması bu devirdedir. O zaman ilk ilçe merkezi Gümüşabadı’ dır. Daha
sonra ilçe mekezine Üskübü denildi. Merkezide Prusyas (Üskübü)
idi.Düzce bu sıralarda ticaret ve arazi bakımından Üskübü’ yü ve ilk
ilçe merkezi olan Gümüşabadı’ yı gölgede bırakacak şekilde gösterdi.
1871 yılında ise ilçe merkezi Düzce’ ye nakledildi.

Cumhuriyet Devri : Bu
devirde her yerde olduğu gibi büyük bir gelişme gösteren Düzce Türkiye’
nin en işlek ve zengin ilçesi oldu. D-100 karayolu ve TEM otobanının
geçmesiyle ulusal ve uluslar arası boyutta gündeme geldi. 17 Ağustos ve
12 Kasım 1999 depremlerinden sonra kısa sürede yeniden kalkınabilmesi
için 9 Aralık 1999 tarihinde 81. ilimiz oldu.

Düzce’ nin Coğrafi Yapısı
Yazdır
Düzce
il merkezi 39051 dakika kuzey enlemi ile 31008 dakika Doğu boylamında
yer alır. Türkiye’nin illeri arasındaki yeri, Bolu ili topraklarının
batı ve kuzeyinde Sakarya ilinin doğusunda ve Zonguldak İlinin
güneybatısında yer alır. Kuzeyinde Karadeniz ile sınırdır. Diğer
illerle sınırlarını tabii sınırlar oluşturur. Bu sınırlar kuzeybatıda
Sakarya ile Melen Çayı, batı ve güneyde dağların üst kısımları
oluşturur. Deniz seviyesinden yüksekliği 160 metre kadardır. Güneydeki
bu dağlar, batıdan doğuya Keremali, Elmacık, Güney Bolu ve Sünnice
dağlarıdır.

Yollara göre doğu-batı yönünde uzanan D-100 karayolu
ile TEM otobanı üzerinde yer alır. Bu yollar il merkezinden geçer. Bu
konumu ile Avrupa-Asya arasında transit yol üzerindedir. D-100 karayolu
il merkezinden ayrılarak Akçakoca ilçesi üzerinden Zonguldak İline
bağlanır. Düzce bu konumu ile yol kavşağı şehridir. Düzce’nin kuzeyinde
Akçakoca, kuzeydoğusunda Yığılca, kuzeybatısında Çilimli ve Cumayeri,
batısında Gümüşova ile güneydoğusunda Gölyaka ilçeleri yer alır.

Karadeniz
Bölgesinin yer şekillerinin özelliklerini yansıtır. Dağlar Karadeniz
kıyısına paralel olarak sıralar halinde uzanır. Bu yüzden kıyıda doğal
limanlar oluşamamıştır. Kıyıda yer yer falezler ve aralarında genişçe
plajlar yer alır. Shef (Kıta sahanlığı) sahası dardır. Dağların, I.
Jeolojik (paleozoik) zamanda oluşmuş arazi üzerinde II. Jeolojik
(Mezozoik) zamanda biriken tortulların III. Jeolojik (Tersiyer) dönem
başlarında, Alp – Himalaya kıvrımları oluşurken ortaya çıkmıştır.
Zamanın ortalarındaki aşınmadan sonra bütün halinde tekrar
yükselmiştir. Bu yükselme esnasında Kuzey Anadolu Fay Hattı oluşmuştur.
Bu hat Düzce ovasının güneyinden geçmektedir. Dağların yükseltisi
doğudan batıya ve iç kısımdan Karadeniz kıyısına doğru azalmaktadır.
Kıyı gerisindeki yer şekilleri plato görünümündedir. Kıyı gerisindeki
dağların yükseltisi 2000 m’yi geçmemektedir. Kaplandede dağı 1160
m’dir. Dağların kıyıdan iç kısımlara doğru yükseltisinin artması, kıyı
ile iç kısımlar arasında yıl içinde sıcaklık farklarının fazla
olmamasına ve yağış miktarının da buralarda yeterli olmasına etkisi
olur.

İç kısımda yer alan Düzce ovası dört tarafı dağlarla
çevrilidir. Bu dağlar ovanın kuzeyinde ve güneyinde fazla arızalı
sayılmayan sıralar halinde uzanırlar. Ovanın doğu ve batısında
birbirlerine yaklaşırlar. Ovanın kuzeyini Kaplandede dağları ile
uzantısını Orhan dağları oluşturur. Güneyindeki sırayı, Keremali,
Elmacık, Güney Bolu ve Sünnice dağları oluşturur. Ovanın önemli çıkış
kapıları (geçitleri) Karadeniz’e Melen vadisi (Dokuz- Esmahanım) boğazı
ile Sarıbayır (Şifalı Su) geçididir. Bu geçitle Zonguldak iline
ulaşılır. Batıda Nüfren boğazı ile Aksu vadisi geçidi; güneyde Uğur
dere (Derdin) geçididir. Düzce ovasının kabaca güneybatı tarafında
Efteni Gölü yer alır. Alanı giderek daralmakta olan bu gölde alan
daralmasını önleme çalışmaları sürdürülmektedir. Gölün alanı 1976 yılı
öncesinde 580 hektar iken 1950′li yıllarda başlayan kurutma çalışmaları
sonucu 25 hektara kadar düşmüştür. Göl seviyesinin yükseltisi 118
metredir. Diğer gölleri; Kaynaşlı ilçe sınırları içinde çok küçük
göllerdir. Bunlar: Kurugöl, Bıçkıyanı köyünde Topuk gölü, Sarıçökek
köyü sınırlarında Islakgöl, Yaylagöl dür. En önemli akarsuyu Melen
çayıdır. Melen çayı Yığılca ilçe sınırları içinden doğar güneyden
Efteni gölüne dökülen Uğur suyunu, Sığırlık, Samandere ve Torkul,
doğudan Asar deresini, batıdan da Adapazarı Akyazı yönünden gelen Aksu
deresini alır. Efteni gölünden çıkarak kuzeye yönelir.

Akçakoca
Melenağzı köyünden denize dökülür. Bu akarsu üzerinde Düzce-Yığılca
arasına Hasanlar Barajı kurulmuştur. Bu baraj sulama amaçlı yapılmış
olup sonradan hidroelektrik üretimine geçilmiştir. Diğer akarsuları
dere şeklindedir ve sık bir ağ oluştururlar. Hepsi Karadeniz’e sularını
boşaltır. Kış ve ilkbahar aylarında bol su geçirirler. Bu akarsulardan
önemli olanlar; Deredibi, Değirmendere ve Küpler dereleridir. Akçakoca
sınırlarında Gümüşova’da Handere ve Kuzderelerin birleşmesi ile Delice
suyu oluşur. Bu dere de Melen çayı ile birleşir.

Karadeniz
Bölgesinin sınırları içinde kaldığından genel özellikleri ile Karadeniz
ikliminin etkileri görülür. Ancak Karadeniz ikliminin yanı sıra Akdeniz
ve Karasal iklimleri arası geçiş özelliği gösterir. İklimi çeşitli
etkenlerin sonucunda şekillenir. Enlemin etkisinden dolayı sıcaklık
güneyde yer alan illere göre düşük olur. Deniz kıyısında yer alan
Akçakoca’ya göre Düzce ve diğer ilçeleri yaz aylarında daha sıcak, kış
aylarında biraz daha soğuk olur. Ancak dağların yükseltisi kıyıdan
içerlere doğru arttığından az da olsa ancak dağların yükseltisi kıyıdan
içerlere doğru artığından az da olsa denizin yağış arttırıcı
ılımanlaştırıcı etkisi iç kısımlarda da hissedilir. Hava kütleleri ve
basınç merkezlerinin etkileri görülür. Bazı zaman kuzey kutupta oluşan
soğuk hava (arktik); bazende güneyde tropikal havanın etkisinde kalarak
zamansız soğukların ya da sıcakların oluşmasına neden olmaktadır. Hava
basıncından orta Avrupa basıncından hareket eden hava balkanlar
üzerinden gelerek kış aylarında havayı soğutup, kar yağışına neden
olur. Cephe yağışlarını oluşturur. Orta Avrupa yüksek basıncı
oluşamadığı zamanlar Karadeniz’in kuzeyine İzlanda alçak basıncı gelir.
Bu durumda güneyden gelen tropikal hava basıncı oluşur. O zamanlar
kışlar oldukça sıcak geçer. Yaz aylarında Azor yüksek basıncından Basra
alçak basıncına doğru oluşan hava akımıda kuzey batıdan gelerek havanın
serinlemesine, yamaç yağışlarının oluşmasına etki eder. Kuzey yönlü bu
tip hava akımları Karadeniz üzerinden geldiğinden yağış ve nem
getirirler.

Kıyıya paralel uzanan dağların alçaldığı yerlerde
delk”in etkisinden dolayı rüzgar yön kazanır. Melen Boğazında ve Nüfren
Boğazından Düzce’ye doğru kuzey batı yönlü rüzgarların oluşması gibi.
Düzce etrafının dağlarla çevrili olması rüzgar hızlarının azalmasına ve
kış aylarında sis oluşmasına ve geç dağılmasında etkisi olur. Oluşan
sisler daha sık sıcaklık terselmesidir. Akçakoca kıyılarında deniz
buğusu sisleri ilkbaharda oluşur.

Aylara Göre Hakim Rüzgar Yönleri
Mayıs: Kuzeybatı / Karayel
Nisan-Haziran-Eylül-Kasım: Kuzeydoğu / Poyraz
Ocak-Mart-Ekim-Aralık: Güneydoğu / Lodos
Şubat: Güneydoğu

Bu
etkenler sonucu oluşan iklim özellikleri şu şekilde tanımlanır ve
özellik kazanır. Yazları sıcak, kışları ılık, her mevsim yağışlıdır; en
çok yağış sonbahar ve kış aylarındadır. Yaz aylarında iki ay kadar
kuraklık hissedilir.

Düzce ovasının hemen tümünde I. sınıf
alüvyal toprak bulunmaktadır. Alüvyal topraklar, yüzey sularının
tabanlarında ya da etki alanında akarsular tarafından taşınarak
yığılmış bulunan genç sedimentler üzerinde yer alan düz, düze yakın
eğimli, (A) C profilli, azonal topraklardır. Çeşitli zamanlarda gelen
sedimantasyonun şiddetine göre toprak profili genellikle tabakalıdır.
Üst toprağın alt toprağa geçişi belirsizdir. Üzerinde uzun yıllar geçen
yerlerde hafif kireç yıkanmaları vardır. Ayrıca yer yer bulunan
hidromorfik alüvyal araziler, sürekli su tutan, su sızan ya da fazla su
aldıklarından uzun sure batak kalabilen yerler vardır. Düzce kent
yerleşiminin üzerinde bulunduğu alüvyal topraklar çevresinde kolivyal
ve kalkersiz kahverengi orman toprakları yer almaktadır. Kolivyal
topraklar, yüzeysel akımla ya da yan derelerin kısa mesafelerde
taşıyarak eğimin azaldığı yerlerde depo ettiği, meteryallardan oluşan
(A) C profilli topraklardır. %2′den fazla eğimli düzgün topografyalı
arazilerde bulunmaktadır. Kalkersiz Kahverengi Topraklarda (A) C
profillidir. İyi oluşmamış gözenekli yapısı olan A horizonundaki
organik madde genellikle asit karakterlidir ve mineral kısımdan ayrı ya
da çok az karışmış durumdadır. Ilıman ve yağışlı iklimde bulunan
yaprağını döken orman altısında oluşmaktadır. Yöredeki çukur alanlarda
oluşan, eğimi az, derin alüvyal topraklardır. Bu tür topraklar Düzce
ovasında geniş alanlar kaplar. Ova eğimsiz ve %75 oranında tarıma
elverişli niteliktedir. Alüvyal topraklar genellikle, kumlu killi
topraklar grubuna girer. Kum oranı %50 dolayında olan, organik madde ve
karbonat bakımından zengin bulunan alanlar, daha nitelikli
olduklarından pancar tohumu, patates tohumu, patates, sebze ve meyve
üretimine; organik madde ve karbonat yönünden daha az zengin olan
kesimler ise, tahıl üretimine elverişlidir.

Karadeniz bitki
örtüsü zenginliğini kent çevresindeki doğala yakın alanlarda gözlemek
mümkündür. Ancak yerleşimlerin gelişmesi ile hızlı değişimler
oluşmaktadır. Eurosibirian bitki örtüsü yanısıra iklim özelliklerinin
daha uygun olması nedeniyle Submediterranean bitki örtüsüne da
rastlanmaktadır. Sahildeki makiliklerin dağlık alanlardaki orman
örtüsüne geçişini sağlayan Düzce ovasında, kültür bitkileri
yetiştiriciliği ile değişim görülmektedir. Verimli tarım topraklarının
yer aldığı bir çöküntü ovası olarak ekolojisine uygun her tür tarım
yapılabilir. Endüstri bitkileri ve özellikle tütün için uygundur. Doğal
bitki örtüsü, alan kullanımlardaki çeşitlilik nedeniyle değişime
uğramaktadır. Çevredeki zengin orman örtüsü (Kayın, Köknar, Meşe,
Gürgen, Kestane, Ihlamur vb.) altında zengin alt örtü yer almaktadır.
Düzce ve çevresinde av hayvanlarının pek çoğu yaşam ortamı bulmaktadır.
Ancak bunlardan bazılarının çeşitli nedenlerle sayıları azalmış ya da
yok olmuşlardır. Düzce’nin büyük bir bölümü av yasağı sınırları
içerisindedir (ANONY-Maus, 1987). Yöre avcılarının belirlediklerine
göre; ağaç sansarı, gelincik, tilki, kurt, çakal, porsuk, geyik,
karaca, ayı, tavşan, su samuru ve çeşitli kuş türleri bulunmaktadır.
Kuş türleri çoğunlukla Efteni Gölü Yaban Hayatı Koruma Alanında konakçı
ya da göçmen olarak yaşamlarını sürdürmektedir.

Büyük
Melen: Efteni Gölü’nün kuzeybatısından çıkan akarsu, gölün sularını
Karadeniz’e boşaltır. En yüksek akımı 170 m3/sn (nisan), en az akım 8
m3/sn (ağustos)’dir.
Küçük Melen: Baba Dağı eteklerinden doğup,
Yığılca ilçesinin eteklerinden geçerek sularını Hasanlar Barajına
döker. Barajı oluşturan en önemli akarsu olan Küçük Melen’de en yüksek
akım 230 m3/sn (nisan), en düşük akım 2,3 m3/sn (ağustos) dir. Beslenme
alanı 250 km2′dir.
Aksu: Düzce’nin güneyindeki dağlardan çıkar,
belirli bir kaynağı yoktur. Önce, batıya doğru akar, sonra doğuya
kıvrılarak Efteni Gölü’ne dökülür. En yüksek akım 175 m3/sn (haziran),
en düşük akım ise 0, 95 m3/sn (ocak) dir. Beslenme alanı 281 km2′dir.
Asar
Suyu: Bolu Dağları’nın kuzey batısından doğar, yan dereler ve küçük
kaynaklarla beslenerek Düzce İli’nin güneyinden geçer, Küçük Melen’e
karışıp Efteni Gölü’ne dökülür. Doğu-batı doğrultusunda akan Asar
Suyu’nun en yüksek akımı ise 130 m3/sn (mart), en düşük akımı ise 0,35
m3/sn (eylül)’dir. Beslenme alanı 180 km2′dir.
Uğur Suyu: Keremali
Dağları’nda doğar. Belirli bir kaynağı yoktur. Yan dereler ve akarsu
selciklerini toplayan Uğur Suyu, doğu-batı doğrultusunda ilerler, Asar
Suyu’nun güneyinde ona paralel olarak akar ve Efteni Gölü’ne dökülür.
En yüksek akım haziran, en az akım ekim ayındadır. Beslenme alanı 285
km2′dir.
Efteni Gölü: Düzce’nin 14 km güneybatısında Hamamüstü Köyü
çevresindedir. Denizden yüksekliği 118 metredir. Doğudan Küçük Melen ve
Uğur Suyu ile, güneyden Aksu, Beyköy, Kürtler, Hamamüstü, Kalyoncu ve
Yeniköy Dereleri ile beslenir. Alanı sular çekildiği zaman 5 km2′ye
düştüğü gibi taşkınlar zamanında da 25 km2′ye kadar ulaşmaktadır. En
derin yeri 8 metredir. Gölde DSİ tarafından kurutma çalışmaları
yapılmaktadır.
Hasanlar Barajı: Düzce Ovası’nı sulamak amacıyla
Küçük Melen suyu üzerinde kurulmuştur. Baraj gölü, Düzce içindeki
göllerin en büyüğüdür. Su seviyesi en büyük olduğu zaman alanı 42,5 km2
ye ulaşır.

Düzce dolaylarında linyit rezervleri saptanmıştır.
Maden Tetkik Arama Enstitüsünce yapılan araştırmalarda Düzce’de kaplıca
suyu ve maden suyu vardır.

Ülkemizin ve hatta dünyanın en güzel
ormanları Bolu Dağları üzerinde bulunmaktadır. Bolu Dağları’ndaki
ormanlar özellikle büyük kentlerde yaşayan insanlar için bir dinlenme
ve eğlenme yeri olmaktadır. Düzce’nin %47.95’i, Gümüşova’nın %56.13’ü,
Gölyaka’nın % 65.99’u, Çilimli’nin %17.59’u Cumayeri’nin %43.05’i orman
ve fundalık alandır.

Bölgede bulunan ormanların sorunları,
köylünün sosyo-ekonomik yapısından kaynaklanan yerleşim ve tarım için
yapılan açmalar ile kaçak orman ürünleri ticareti, böcek zararlıları ve
dikkatsizlik sonucu çıkan yangınlar oluşmaktadır. Özellikle dağlık
kesimlere yerleşen aileler fındık bahçesi kurmak için bilinçsizce
yaptıkları açmalar sonunda fındık bitkisinin toprağı tutmaması nedeni
ile erozyonu artırmaktadır. 12 Temmuz- 25 Temmuz 1995, 16 Haziran 1997,
Mayıs 1998 tarihlerinde Kaynaşlı, Darıyeri Hasanbey ve Düzce’de meydana
gele seller bölgede büyük hasar yaratmış ve maddi kayıplara neden
olmuştur. Bölgemiz ormanlarında özellikle karaçam, sarıçam, köknar,
kayın, meşe ve diğer yapraklılar şeklinde orman ağaçları bulunmaktadır.
Muncurlu bölgesindeki meşe ormanları bölge için olduğu kadar Türkiye
için de tip itibarı ile korunma zorunluluğu vardır. Samandere Şelalesi
tabiat anıtı olağanüstü güzellikleri, insanı ürperten seve düşüşü ile
mutlaka koruması gereken bir doğa harikasıdır. Efteni Gölü yaban hayatı
koruma alanı olarak tescil edilmiş yaklaşık 150 civarında kuş türünü
barındıran önemli bir sulak alandır.

Gölyaka İlçesi’nde orman içi
dinlenme yeri olarak tescil edilen, çevresi düzenlenen Güzeldere
Şelalesi mutlaka görülmesi gereken tabiat harikalarındandır. Kocayayla,
Torkul Yaylası, Odayeri Yaylası, Kardüz Yaylası ve pek çok yayla
ormanlarımız içerisinde de yer almakta ve önemli bir turizm pazarı
oluşturacak potansiyele sahiptir.